Yeliz Dövücü

Yeliz Dövücü

O HAİN GECE

27 Ocak 2018 - 00:00

Durdum. Ellerimle kulaklarımın üst kısmını, şakaklarımı sıkıca sıktım. Gözüm bir noktaya kilitlendi. Aklımdan geçenleri kafama baskı yaparak durdurmak istedim ,durmadılar! Kapı çaldı. Eşimdi.  Evdeki mermileri ve yedek şarjörünü istedi. Gitme dedim. Durmamam, şimdi değilse hiçbir zaman, dedi Helalleştik. Onu bir daha göremeyecek gibi sarıldım. Yakın akrabalarımı arayıp haber verdim.  Annem her 10 dakikada bir arıyor İstanbul’a geleceğim tek başına ne yapacaksın diyordu. İstese de gelemezdi.  Ailemi ve beni endişelendiren oturduğum evin , ilçe emniyet müdürlüğünün üstü olmasıydı. Balkona çıktım aşağıda 7 polis, iki kirpi. Tanklar ın geleceğinden söz ediyorlardı.  Arabaları durdurup emniyete gelen yolların başını kapattılar. İçeri girdim televizyonda   hala ses yok.  Birkaç kanal Boğazı gösteriyor.  İki saat kadar gelen telefonlara cevap verdim. Sonunda kanallarda darbe yayını başladı. Eşimden hala haber yok.  Dışarda kuş uçmuyor sadece helikopter sesleri var.  Evde duramadım. Evden bir bıçak alıp beze sardım. Aşağıya indim. 7 polis , 2 kirpi birde ben. Polislerin görmediği apartman girişinin önünde  durdum.  Birisi gördü. Polis eşi olduğumu lojmandan indiğimi söyledim. Yukarı çık yenge dedi Tanklar geliyor.. Gelsin dedim. Bekledim. 1 saat kadar durdum. Haberlere bakmak için yukarı çıktım televizyonu ve  ışığı kapatmamıştım. Cumhurbaşkanı konuşuyordu: " Bu bir fetocu darbe girişimi haklımızı  meydanlara davet ediyorum... "10 dakika içinde emniyetin önü yüzlerce insan doldu. İlk gözyaşım orada aktı. Yürek hoplatan ardı arkası kesilmeyen  selalar başladı. Eşimden hala haber yok. Bir elinde Kuran , bir Elinde bayrak neneler kapımızın önüne geldi. Bizim için, korumak için, vatan için , millet için, toprak için. Apartmandan sesler geldi kapı deliğinden baktım. 3 asker ünifotmalı ellerinde kocaman silahları var. Yavaşça açtım kapıyı diğer elimde bıçak. Kimsiniz dedim. Korkma yenge hanım, polis özel harekat dedi. Yukardan ateş atacağız ışıksız helikopter geziyor onu düşüreceğiz dedi. Kapattım kapıyı. Çanta hazırladım kendime içine yedek kıyafet evde para eden ne varsa aldım. Belli ki bir daha evimi de göremeyecektim. Çünkü helikopter de buraya da ateş açardı. Salonda açık olan tv ye baktım,  dizlerimin üstüne çöktüm sesini açtım. Ankara’ya  mermi yağıyordu. Eşimden hala haber yok. Televizyonu kapattım.  Sela sesini uçak sesi böldü. Balkona koştum tepede aşırı alçaktan uçan bi köpek dolanıyordu. Aşağıdaki insanlar kaçıştı. Bi gümbürtü koptu. Ankara gibi vatan emniyette bombalanıyor diye düşündüm. O saatten sonra eşimi bir daha hiç göremeyeceğim geçti aklımdan. İkinci gözyaşım orada aktı. Sırt çantamla aşağıya indim. Bıçağım hala belimdeydi. Asker yada polis  görünümlü teröristlerden  biri bi yanlış yapsa bıçaklayacağım. Etraftaki hiçbir polise güvenmiyorum. Eşimi yine aradım , yine açmadı. Selalar ,dualar , tekbirler , tepemizdeki o F16..  o gece aylar sürdü. o gece yıllar sürdü. Kim demiş en uzun gece 21 aralık diye en uzun gece 15 Temmuz ‘du. Eşim aradı, şehit olmamıştı. onunla konuşurken üçüncü gözyaşım aktı. Ama bu sefer şükür ederek. Gün ağarmaya yakın güzel haberler geldi. Halkın iradesine darbeye girişenler darbe yemiş , tek tek alınıyorlardı.

Sonra ne mi oldu ? o gün bölmek istedikleri milleti daha çok bağladılar. O gün sağcı , solcu yoktu , aydın , gerici yoktu, ateisti, dindarı, akplisi, mhplisi, chplisi yoktu. O gün bir Bayrak vardı, bir Vatan , bir Millet…

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar